• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C
En İyi Diyarbakır Ceza Avukatı En İyi Diyarbakır Ceza Avukatı

Ülkemizde pek çok anlaşmazlığın çözümünde avukatlar önemli rol alır. Bu avukatlar, işini büyük bir özenle ve davalarını sonuna kadar benimseyerek yürütmeyi kendine hedefler. Davaların kazanılmasında ya da kaybedilmesinde avukatların rolü büyüktür. Bu nedenle doğru bir avukat seçimi her zaman için çok önemlidir. Seçtiğiniz avukat davanız hakkında yeterliliğe ve gerekli bilgiye sahip olmalıdır. İyi bir avukat davanızın en kısa süre içinde çözüme ulaşmasını sağlar. Bunun için işini hakkıyla yapan Diyarbakır hukuk bürosu ile anlaşarak işinizi şansa bırakmadan davanızın çözümüne yardımcı olabilirsiniz.

 Davalarda Avukatın Önemi

 Ülkemizde pek çok davada avukatlar belirleyici rol oynar. Doğru bir avukat seçimi, size davayı kazandırırken yanlış seçimde ise davayı kaybetmenize neden olabilir. Bu nedenle kendini bu alanda yetiştirmiş ve başarıları ile kendini ispatlamayı başarmış Diyarbakır avukat ile anlaşarak davanızın lehinize sonuçlanmasını sağlayabilirsiniz. Davanın ne kadar süreceği, avukatınızın becerisine ve savunma yeterliliğine göre değişir. Bu nedenle doğru avukat seçmek davaların seyrini doğrudan etkiler.

 En İyi Ceza Avukatı

 Ülkemizde en iyi hizmet verme amacı ile durmadan çalışan binlerce ceza avukatı bulunuyor. Konusu suç teşkil eden davaların görülmesinde önemli bir rol oynayan Diyarbakır ceza avukatı ile siz de en kısa süre içinde davanızın sonuca ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Davanızın ne kadar süreceği davanın niteliğine ve avukatınızın başarısına bağlıdır. Bu nedenle avukat seçerken dikkatli davranmalı ve işinde başarılı avukatları tercih etmelisiniz.

 Dava Aşamaları

 Her davanın kendine göre farklı aşamaları olur. Ceza davalarında davanın ne zaman biteceği tamamen davanın niteliğine ve içeriğine bağlıdır. Bu nedenle davalarınızın çok kısa bir süre içinde çözüme ulaşması için iyi be avukat ile çalışmaya özen göstermeniz gerekir. Avukatınız, davada sizi daha iyi savunabilmek için bazı bilgi ve belgeler talep edebilir. Bu bilgilere ışığında davanız kısa süre içinde sonuçlandırılır.

 Avukatlarımız, sizin davanızı kendi davaları olarak görür ve sonuna kadar sahip çıkar. Başarıları ile dikkat çeken avukatlarımız pek çok çözümsüzlük için başvuran kişi tarafından çok tercih ediliyor. Siz de işinizi şansa bırakmamak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

31 Mart 2020
BAĞLAR SYDV, 24 SAAT KESİNTİSİZ HİZMET SUNUYOR BAĞLAR SYDV, 24 SAAT KESİNTİSİZ HİZMET SUNUYOR

Diyarbakır’ın Merkez Bağlar İlçe Kaymakamlığı bünyesinde hizmet sunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV), nüfusu neredeyse bir vilayet büyüklüğünde olan İlçede, vatandaşlara kesintisiz hizmet sunuyor. Bağlar İlçe Kaymakamı Nihat Karabiber’ın başkanlığında, çalışmalarını günde üç vardiya halinde sürdüren Bağlar SYDV, 44 personeli ile 24 saat İlçe halkına hizmet ulaştırıyor.

Bağlar İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın çalışmaları takdir toplarken, bazı kimselerin duyarsızlığı ise adeta tehlikeye davetiye çıkartıyor. Alınan bilgilere göre, Bağlar SYDV’den yardım almak amacıyla kurum önünde oluşan izdiham nedeniyle, özellikle son günlerde giderek yaygınlaşan koronavirüs bulaşığı salgınına karşı adeta davetiye çıkarıldığı belirtilerek, şu görüşler dile getiriliyor: ‘Bağlar İlçe SYDV Müdürü Fırat Batmaz ve ekibi, üç vardiya şeklinde günün 24 saatinde, İlçe genelinde hizmet veriyorlar. En ücra köy ve mahallelere kadar hizmet götürüyorlar. Vatandaşların evlerine kadar gıda kolileri götürülerek, ihtiyaçları gideriliyor. Ancak kurum önünde oluşan izdiham nedeniyle, hem vatandaşlarımızın, hem beraberinde getirdikleri çocukların ve hem de kurum personelinin sağlığı tehlikeye giriyor.

Kaldı ki kurum önünde beklemeye gerek yok, zaten ödemeler vatandaşların banka hesap numaralarına yatıyor. Kurumun önüne gelenlerin de, sosyal mesafeyi korumaya dikkat etmeleri hem kendi sağlıkları, hem de herkes açısından önem taşıyor. Zaman zaman polis ekipleri uyarılarda bulunuyor, fakat bu uyarılara gereken özen gösterilmiyor. Bu nedenle, özellikle içinde bulunduğumuz bu zor günlerde, herkesin temizlik, hijyen ve sosyal mesafe konularına çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu toplumun genelini ilgilendiren bir konu’.

VEFA DESTEK GURUBU, EN ÜCRA YERLEŞİM YERLERİNE HİZMET GÖTÜRÜYOR

Öte yandan, Bağlar İlçe Kaymakamlığı bünyesinde kurulan ‘Vefa Sosyal Destek Grubu’ faaliyetleri kapsamında 65 yaş üzeri ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşların maaşları evlerinde teslim edilirken, gecenin ilerleyen saatlerinde bile gelen yardım taleplerine hemen karşılık verilerek, ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine yardım kolileri ulaştırılıyor. İçişleri Bakanlığının korona virüs salgını ile mücadele kapsamında, 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlara yönelik sokağa çıkma yasağını içeren ek genelgesinin ardından, ülke genelinde il ve ilçelerde olduğu gibi Bağlar Kaymakamlığı SYDV bünyesinde oluşturulan ‘Vefa Sosyal Destek Grubu çalışmalarını sürdürüyor.

Bağlar İlçe Kaymakamı Nihat Karabiber başkanlığında kurulan ‘Vefa Sosyal Destek Grubu’, faaliyetleri kapsamında 65 yaş üzeri ve kronik rahatsızlığı olan vatandaşların maaşları evlerinde teslim ederken, vatandaşlar bu hizmetten memnuniyet duyduklarını ifade ettiler. Bunun yanı sıra Bağlar Belediyesi’nin kendisine ulaşan yardım taleplerini kayıt altına alarak, gıda, kırtasiye, giyim gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılamasının da takdire şayan olduğunu belirten vatandaşlar, ‘Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ve onun şahsında bütün personeline teşekkür ediyoruz’ şeklinde memnuniyetlerini dile getirdiler.

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

31 Mart 2020
Korona’ya inat Türk çiftçisi üretiyor Korona’ya inat Türk çiftçisi üretiyor

Mersin’de çiftçiler hayatı durma noktasına getiren korona virüse inat üretime devam ediyor. Korona virüsle ciddi bir sınav verildiğini ifade eden üreticiler, sürece üretime devam ederek destek olduklarını belirttiler. Fiyatın böyle bir dönemde ikinci planda kaldığını dile getiren bazı üreticiler ise gerektiği takdirde ürünlerini ihtiyacı olanlara ücretsiz ulaştırabileceklerini söyledi.

12 ay aralıksız tarımsal üretim gerçekleştirilen Erdemli ilçesindeki üreticiler, korona virüs mücadelesinde çiftçiye düşen görevin her şeye rağmen kaliteli ürün yetiştirmek olduğunu belirttiler.

“Üreticiyiz, üretmek zorundayız” 

Üretici Mehmet Kayan, “Şu an ülkemiz korona virüsle mücadele ediyor. Biz üreticiler de güzel mahsuller üretmek için uğraşıyoruz. Bu mahsulleri en iyi şekilde vatandaşlarımıza ulaştırmaya çalışıyoruz. Allah hepimize sabırlar versin. Koronadan dolayı hayat durma noktasına geldi ama çiftçilerimiz durmuyor. Ürünlerine bakmak, beslemek ve ellerinden çıkarmak zorundalar. Üreticiyiz, üretmek zorundayız, üretmeye devam edeceğiz. Allah’ın izniyle bu korona virüsünü de atlatacağız” dedi.

Serada fasulye yetiştiriciliği yapan İbrahim Göken de, “Koronadan dolayı kendi işimizi kendimiz yapmak zorundayız. Yevmiyeci bulamıyoruz, sonuçta üretmek zorundayız. Allah tüm çiftçilerimize, üreticilerimize yardımcı olsun” diye konuştu.

“Ürünlerimizi gerekirse bağışlarız”

Serasında salatalık üretimi yapan Soner Koç ise, “Bu korona belasından inşallah bir an önce kurtuluruz. İşçi bulamıyoruz. Dışarıya çıkılmadığı için seralarımızda kimse çalışmıyor. Kendimiz de zorunluluk dışında çıkmıyoruz” dedi. 

Koç, “Şu an ürün ikinci planda. Önce can, gerekirse ihtiyaç sahiplerine ürünlerimizi ulaştırabiliriz. Devletimiz elinden geleni yapıyor, biz de elimizi taşın altına koyarız. Ürünümüzü gerektiğinde devletimize, vatandaşlarımıza bağışlayabiliriz” şeklinde konuştu.

“Geleceğimiz ve ülkemiz için üretiyoruz”

Limon ve domates üreticisi Sinan Uğuz da, “Bütün dünyayı kasıp kavuran korona virüs dolayısıyla hayat durma noktasına gelmiş olmasına rağmen, biz Mersin Erdemli çiftçileri olarak, kendimiz, ailemiz, çocuklarımız, geleceğimiz ve ülkemiz için üretmeye devam ediyoruz. Hız kesmeden bölgemizde domates, fasulye, limon ve salatalık başta olmak üzere birçok tarım ürününü ülkemiz için üretiyoruz” dedi.

Hüseyin Yıldız

31 Mart 2020
Bu köy kendini korona virüse karşı karantinaya aldı köye misafir kabul edilmiyor Bu köy kendini korona virüse karşı karantinaya aldı köye misafir kabul edilmiyor

Yozgat merkeze bağlı Tayıp köyü muhtarlığı, yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını nedeniyle köye misafir kabul etmeyerek kendilerini karantinaya aldı.

Çekerek ilçesine bağlı Yukarıkarahacılı ve merkeze bağlı Derbent köyleri korona virüsten dolayı karantina altına alınmıştı. Merkeze bağlı Tayıp köyü muhtarlığı da herhangi bir olumsuz durumla karşılaşıp köylerine karantina gelmeden köyü tedbir amaçlı karantina altına aldı.

Yaklaşık 125 haneli 250 nüfusun yaşadığı köyde kimse sokağa çıkmıyor. Köy halkı yapılan uyarılar ve alınan tedbirlere riayet ederek evinde kalıyor. Köylünün gıda başta olmak üzere diğer temel ihtiyaçları ise köy muhtarı Ercan Kocamaz tarafından gerçekleştiriliyor. Muhtar Kocamaz hane hane dolaşarak köylünün taleplerini dinleyip not alıyor. Muhtar Kocamaz, il merkezine giderek talepleri karşılayıp köylünün istediğini evlerine kadar götürüyor. Köye, tüpçü, sütçü ve ekmekçinin dışında kimse giriş yapamıyor. Sokağa çıkmayan köylüler misafir dahi kabul etmiyor.

Cami hoparlöründen ise devamlı anons yapılarak halkın salgına karşı tedbirli olması ve dışarıya çıkmaması sağlanıyor.

Tayıp köyünde kendi karantinalarını kendileri aldıklarını söyleyen köy muhtarı Ercan Kocamaz, “Köy halkımızın yüzde 80’i yaşlı nüfusa sahip olduğu için bu kararı biz kendimiz aldık. Bu virüs dolayısıyla tüm köy halkını uyardık, geneli de kurala uyuyor. Köylülerimizi korona virüs nedeniyle Yozgat’a göndermiyoruz. Her türlü ihtiyaçlarını, maaşlarını ben kendim Yozgat’a giderek gideriyorum. İhtiyaçlarını alıp maaşlarını çekip evlerine getiriyorum. Köylüme de bu kurala uyduğu için çok teşekkür ediyorum, bu virüsü millet olarak biran önce atlatırız” dedi.

Köye dışarıdan girişlerin de yasak olduğunu dile getiren muhtar Kocamaz, “Sadece köyümüze ihtiyaç nedeniyle tüpçü, sütçü, ekmekçi maske takmak şartıyla girebiliyor. Köyümüzün karantinasını biz kendimiz aldık bütün muhtarlarımızın da bu duruma duyarlı olmasını istiyorum. Herkes evde kalsın sağlıklı yaşasın” şeklinde konuştu.

Bahadır Muhlis Gökgül
 

31 Mart 2020
BİO ENERJİ VE FİTOTERAPİ UZMANI YEŞİLKAYA’DAN ‘KORONADAN KORUNMA YOLLARI’ BİO ENERJİ VE FİTOTERAPİ UZMANI YEŞİLKAYA’DAN ‘KORONADAN KORUNMA YOLLARI’

Bio Enerji ve Fitoterapi Uzmanı Ali İmran Yeşilkaya, korona virüsten korunmanın yolları hakkında, geniş kapsamlı bilgiler içeren bir açıklama yaptı. Tıp dilinde ‘Fitoterapi’ denilen, ‘Bitkisel tedavi yöntemleri’ ve Bio Enerji konusunda uzman olan Ali İmran Yeşilkaya, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi:

KORONADAN KORUNMAK KOLAY!

‘Dünya genelinde olan ve bugüne kadar binlerce insan hayatını kaybederken, dünya genelinde vaka sayısı, yedi yüz bine ulaştı.

Ülkemizde ise, 10 Mart tarihi itibarıyla görülen koronavirüs (KOVİD-19) salgınında, bugüne kadar 168 vatandaşımızı kaybettik. Peki bizler, koronavirüs salgınından korunabilmek için neler yapabilmeliyiz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, koronavirüsü yeni bir virüs değildir uzun süredir var olan bir virüstür diğer vürüsler gibi sadece covid 19 biraz değişikliğe uğramış vede bundan sonra uğramaya devam edebilir. Korunmanın ve tedavisinin mümkün olduğu bir virüstür, konunun uzmanları olan tüm uzmanların açıklamalarını dikkatlice dinlediğiniz zaman anlayacaksınız ki koronavirüs de, diğer gribal enfeksiyonlar ve virüsler gibi toplumda var olan bir virüstür. Bir çok hastalıktan ve virüsten korunmanın veya hastalık hastalığı atlatmanın yolu kişinin ‘bağışıklık sisteminin’ sağlıklı ve güçlü olmasıdır.


Eğer bağışıklık sistemi zayıf ise diğer grip ve enfeksiyonlarda olduğu gibi korona virüsünde de sıkıntı yaşayabilirsiniz ancak bağışıklık sistemini güçlü tutarsanız, korona virüsü size zarar verme ihtimali çok zayıf her yıl normal gribal enfeksiyonlara bağlı 300 binden fazla insan dünyada hayatını zaten kaybediyor.

Oysa yaklaşık üç dört aydır var olan koronavirüsünden ise şimdiye kadar yaklaşık kırk bin insan hayatını kaybetmiştir, bu olayı bu kadar büyütüp, insanlara korku verip, terör estirmenin anlamı yoktur.

Sadece son 3-4 ayda Amerikan Sağlık kurumları tarafından açıklanan resmi raporlara göre Amerika’da 15 milyon kadar insan grip olmuş ve bunlardan 150 bine yakın insan hastanelik olmuş ve yaklaşık 8 bin küsur insan hayatını kaybetmiştir.

Dünya genelinde de ise yılda 350 bin ile 500 bin insan her yıl gribal enfeksiyonlardan hayatını kaybediyor. Ancak bu kişilerin büyük oranı daha önce sağlık sorunu olan yaşlılar veya vücut direnci çok zayıf olan kişilerden oluşmaktadır şimdiye kadar daha öncede domuz gribi –kuş gribi-sars ve mers gibi gibi defalarca korku algısı yapılarak insanların çeşitli yönlere bilinçli olarak yönlendirildiğini hepimiz gördük ve hepsi de unutuldu gitti.


Adeta yüz binlerce milyonlarca insana satılan ve yapılan aşılardan dolayı parasına para katan ilaç lobisinden başka kim fayda gördü?

Ayrıca bu süreçten sonra kurgulanmak istenen yeni dünya düzenine insanların nasıl adapte edilmeye çalışıldığı da ayrı bir konu. Ancak bizim konumuz şu anda bunlar değil.
Asıl konumuz bu virüsle, nasıl başa çıkabiliriz, virüsten korunmanın ve kurtulmanın yolları nelerdir?

Sonuca ulaşabilmemiz için öncelikle şu soruları sormak ve cevaplamak gerekir.
İlk olara korona virüsünden korunmanın yolu nelerdir? Öncelikle yetkililerin ve konunun uzmanlarının açıkladığı yakın temas temizlik ve hijyen kurallarına mutlaka dikkate etmeli ve özen göstermeliyiz.


İkinci sorumuz ‘Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendiririz?’.
Hazır işlenmiş gıdalardan uzak durmalı ve doğal, sağlıklı gıdalar almalı ve mizacımızı öğrenip ona uygun beslenmeliyiz.

Yine bu süreçte bol miktarda sebze ağırlıklı pişmiş, haşlanmış yiyecekler, bakliyatlarla beslenmeliyiz.

Özellikle mor renkli tüm sebzeler, yani yeşil nane, tere, reyhan ve benzeri sebzeleri ile mevsimsel meyveleri soframızdan eksik etmemek oldukça faydalı olacaktır’.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ GÜÇLENDİREN ÜRÜNLER

Bio Enerji ve Fitoterapi Uzmanı Ali İmran Yeşilkaya, şöyle devam etti:
‘Extraktlar gıda ve gıda takviyeleri kullanmak bu hastalıklardan korunmanın ve kurtulmanın en kolay yoludur. Bu maksatla isimlerini belirteceğim her türlü ürünün bilimsel yayınlara bağlı dayanağı olduğunu ve konunun uzmanı birçok bilim ve sağlık insanı tarafından ifade edildiğini özellikle belirtmek istiyorum :


Bu kapsamda, Oleuropein, (propolis, meyan kökü ve lavanta), kuşburnu Extraktları gibi ve polen bal gibi bir çok gıdalarla, bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz.
Sağlıklı ve zinde kalmamızda çok önemli etki ve katkıları vardır, isimlerini saydığımız gıdaların.
Konuyla ilgili olarak daha detaylı bilgi almak isteyenler.

 

www.koronadankorunmakkolay.com’ web sayfamızdan ve 009-0555 491 83 50 numaralı danışma hattından bilgi alabilirler.

Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki, ‘hastalıklar, kaderimiz değildir. Dolayısıyla, hastalıktan korunmak, hasta olup hastalıktan kurtulmaktan çok daha kolaydır. Bu nedenle koronavirüsten korunmak da kolaydır.

Temizlik ve hijyen kurallarına azami ölçüde dikkat edelim, sosyal mesafeyi koruyalım. Böylelikle hem kendimiz, ailemiz, sevdiklerimiz ve milletimizin hastalığına sebep olmayalım. Hepinize hastalıklardan uzak, sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler diliyorum’.


ÖZEL HABER: YILMAZ ACU

31 Mart 2020
MEHMET İPEK, BİR KEZ DAHA GÖNÜLLERİ FETHETTİ MEHMET İPEK, BİR KEZ DAHA GÖNÜLLERİ FETHETTİ

Hotel Büyük Kervansaray ve Büyük Mardin Otellerinin Yönetim Kurulu Başkanı İş Adamı Mehmet İpek, bir kez daha takdire şayan bir davranış gösterdi.

Aynı zamanda Diyarbakırspor Kulübü Eski Başkanlarından olan kanaat önderi ve hayır severliğiyle bilinen Mehmet İpek, koronavirüs salgını dolayısıyla, haftalardır fedakarca çalışan ve mesai kavramı gözetmeksizin gayret gösteren sağlık çalışanlarını, Diyarbakır ve Mardin’deki otellerinde ücretsiz ağırlayacaklarını duyurdu. Yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarının salgın hastalık ile mücadelede sergiledikleri duruşu saygıyla karşıladığını belirten Mehmet İpek şunları söyledi: ‘Diyarbakır ve Mardin’de bulunan otellerimiz, sezonluk bakımdalar. Hızlı bir şekilde her iki otelde de, çalışmalarımızı bitirip yeni sezona hazır hale getirmeye çalışıyoruz. Şu an itibariyle, her iki otelimizde de, konaklamaya hazır hale getirdiğimiz yirmişer odamız mevcut. Sağlık personellerinin içinde bulunduğumuz süreçte gösterdikleri gayret, hepimizin gözlerini yaşarttı.

 Hepsini kutluyorum. Toplum olarak, böylesi zorlu süreçlerde, birlik ve beraberlik duygusuyla hareket etmemiz gerekiyor. Bizler de Diyarbakır ve Mardin’deki otellerimizde hazır hale getirdiğimiz yirmişer odamızı, sağlık personellerine tahsis edeceğiz. Yani Diyarbakır ve Mardin’de toplam 40 sağlık çalışanımızı, bu süreç boyunca ücretsiz misafir edeceğiz’. Hatırlanacağı üzere, Mehmet İpek, Ocak ayında meydana gelen Elazığ depreminde de otellerini depremzedelere ücretsiz tahsis ederek, kamuoyunun takdirini kazanmıştı. Mehmet İpek, depremden sonra yaptığı açıklamada, Hotel Büyük Kervansaray ve Büyük Mardin Otellerini, depremzedelere tahsis etmişti. Diyarbakır’da da yakından hissedilen ve paniğe yol açan deprem sonrası yaptığı açıklamada, depremzedelere kapılarının açık olduğunu belirten Mehmet İpek’in bu davranışı, vatandaşlar ve depremzedeler tarafından takdirle karşılanmıştı.

HABER: YILMAZ ACU

30 Mart 2020
Kayseri Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yatak sayısı Avrupa’daki bir hastanenin yatak sayısından daha fazla Kayseri Şehir Hastanesi’nde yoğun bakım yatak sayısı Avrupa’daki bir hastanenin yatak sayısından daha fazla

Kayseri Şehir hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Abdulah Gür, “Kayseri Şehir Hastanesi’nde, pandemi durumunda sadece yoğun bakım yatak sayımız Avrupa’da bir hastanenin toplamından fazla” dedi.

Şehir hastanelerinin eleştirilere rağmen gerekliliğini bu salgınla beraber kanıtladığını söyleyen Kayseri Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Abdullah Gür, “İçinde bulunduğumuz küresel salgında şehir hastanelerinin önemi, çok açık bir şekilde öne çıkmış oldu. Şehir hastaneleri ilk yapıldığı dönemde çok eleştiri aldı bu kadar büyük yapılara ne gerek var gibi. Aslında yaşamış olduğumuz küresel pandemi durumunda da, şehir hastaneleri kendisinin gerekliliğini ortaya koymuş oldu. Bizler şehir hastaneleri olarak çok geniş kapasiteye sahibiz. Kayseri Şehir Hastanesi bin 603 yatak kapasiteli ve bunların içerisinde de 263 yoğun bakım yatağımız mevcut. Küresel salgında önemli olan insanlara sağlık hizmeti verebilmek ve birçoğunun yoğun bakım ihtiyacı olduğunda bunları yoğun bakıma yatırıp tedavi edebilmek. Bugün Avrupa ülkelerini görüyoruz hastane, yatak ve yoğun bakım yatağı sayısında yetersizlikten dolayı birçok sıkıntı yaşadılar. Oysa bizim ülkemizde özelikle şehir hastanelerinin sağlık sektörüne katılması ile yoğun bakım kapasitelerinde çok büyük yol kat ettik. Sadece Kayseri Şehir Hastanesinde bulunan yoğun bakım yatak kapasitemiz, Avrupa’nın bir şehrindeki hastanenin yatak sayısına eşit. Örneğin Fransa’da bir hastanenin toplam yatağı 300 adettir ama bizim sadece yoğun bakım yatak kapasitemiz 300 adettir. Normalde yatırabileceğimiz hasta sayısı bin 610 civarında ama pandemi durumunda ola ki zor durumda kaldık, biz bu sayıyı çok daha arttırabiliriz. Aynı anda insanlara pandemi halinde verdiğimiz hizmetin boyutu hakikaten tahmin edilebilenin de ötesinde. 263 yatak kapasitesi istenilirse çok rahat genişletilebilir çünkü biz bir odamızda bir kişi yatırıyoruz. Birçok ülkede bir odada 5 kişiye kadar arena tipi dediğimiz odalarda daha fazla sayıda hastalar yatabiliyor. Gerekirse biz bu kapasitemizi 450’ye kadar çıkarabiliriz. Biz pandemi sürecinde iyi ki şehir hastaneleri yapılmış diyoruz” dedi.

“Olası bir durumda farklı planlarımız da var”

Türkiye’nin yatak sayısında dünyanın önde olan ülkelerinden biri olduğunu belirten Abdullah Gür, “Diyelim ki biz hastanemizin son rakamına ulaştık, bizim B planımız da, C planımız da mevcut. Bugün aşırı sayıda pandemiden etkilenmiş olan insanlara hizmet verilmekte. İtalya’nın, Fransa’nın durumunu hepimiz görüyoruz ama biz umut ve tahmin ediyoruz ki biz o duruma düşmeyeceğiz. Şehir hastanelerinin hem teknolojik donanımları, hem fiziki yapıları, hem personel sayısı olarak düşünün sadece biz Kayseri Şehir Hastanesi olarak 6 bin çalışanız. Yani küçük bir ilçenin nüfusu kadar ve bunun sadece 2 bini hekim hemşire kadrosu. Geriye kalan diğer personellerimiz ki bunlar çok önemli personellerimiz ile burada hizmet veriyoruz. Bizim 1 yılda hizmet verdiğimiz hasta insan sayısı 3 buçuk milyon. 1 yılda ameliyat yaptığımız hasta sayısı basit rakamlarla 90 bin ve 1 yılda yoğun bakımda tedavi ettiğimiz insan sayısı da 90 bin. Şunu da belirtmekte fayda var, diğer ülkelere kıyasladığımızda Çin’in 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısı 4 yataktır, İtalya’da bu 13 yataktır, Fransa’da 12, Almanya’da 29, Amerika’da 35’dir ama Türkiye’de 40’dır. Genel anlamda hastane yatak sayılarında ise dünyada en önde olan ülkelerden biriyiz” ifadelerini kullandı.

“Virüs çıktığı ilk anından beri takip ediliyor”

Abdullah Gür, korona virüsün çıktığı günden beri takip edilerek pandemi planı hazırlandığını söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Çin’de ilk vaka çıktıktan sonra bilim insanlarımız bunu takip etmeye başladı. Bunun küresel bir salgın haline dönüşeceğini anladığımız an, Sağlık Bakanlığımız hızlı bir refleks ile bütün tedbirlerini aldı ve bizlere de bu konuda gerekeni yapmamız için talimatları gönderdi. Biz hastanemize bu salgın geldiğinde nasıl karşılayacağız, nerede muayene edeceğiz, diğer insanlara bulaşmasını nasıl engelleyeceğiz, ne şekilde tedbirler alacağız gibi hastalar için farklı bir güzergah çizildi. Biz Ocak ayından beri bu çalışmaların içerisindeyiz. Ayrıca tıbbi ekipmanlar ve malzemeler konusunda ne eksiklikler yaşarız diye düşündük ve bunların hepsi ile ilgili gerekli hazırlıklarımızı yaptık. Personel hazırlığı konusunda da personeli yormadan kimi nerede çalıştırabiliriz diye bunların planlarını yaptık. Buna pandemi planı diyoruz. Normal şartlarda sağlıkçılar buna hep hazırdır ama biz de bazı eklemelerle buna hazır duruma geldik.”

Yurt dışından gelen ameliyat taleplerinin Kayseri Şehir Hastanesi’nde başarılı bir şekilde yapıldığını belirten Gür, “Sağlık Turizmi denilen bir olay var ve ben yurtdışı için konuşmak istiyorum burada. Şehir hastanelerinin yapılmasındaki bir amaç da sağlık turizminde tam anlamıyla hizmet verebilmek. Elbette ki şehir hastanelerine yurtdışından birçok alanda başvuru oldu. Özellikle plastik cerrahi, özelleşmiş göz ameliyatlarında olsun o kadar çok rağbet var ki bu konuda, şehir hastaneleri açıldıktan sonra bu sayı artmış durumda. Bunun dışında sayamayacağımız birçok tedavi modelleri var ve bunlar için hizmet almaya yurtdışından gelen insanlarımız var. Yurtiçinde de etkisi şöyle oldu, şehir hastanelerinin perifer hastanelere göre hem özelleşmiş tıbbi hizmetleri, hem donanımları hem de konforlarıyla cazibe merkezi haline geldi. Tabii ki yurtiçinde de bundan dolayı çok fazla talep var. Çok fazla sayıda başvuru bulunmakta ve biz bu ameliyatları Kayseri şehir Hastanesi olarak başarıyla gerçekleştiriyoruz” dedi.

Eren Kan
 

30 Mart 2020
ELMAS: ‘EVDE KAL ÇAĞRILARINA DUYARLI OLALIM’ ELMAS: ‘EVDE KAL ÇAĞRILARINA DUYARLI OLALIM’

D.BAKIR- Osmanlı Turan Ocakları Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Nurettin Elmas, ‘Evde Kal Türkiye’ kampanyasına uymanın hepimizin sağlığı açısından önemli olduğuna dikkati çekti.

Açıklamalarda bulunan Diyarbakır Osmanlı Turan Ocakları İl Başkan Yardımcısı Nurettin Elmas, şunları söyledi: ‘Bilindiği üzere, Çin’de başlayan ve giderek tüm dünyaya yayılan koronavirüs (KOVİD-19) bulaşıcı hastalık nedeniyle, bugüne kadar dünya genelinde binlerce insan hayatını kaybetti, on binlerce insan tedavi görüyor. 10 Mart tarihi itibariyle ülkemizde ilk vakanın tespit edilmesinden sonra, devletimiz bütün mekanizmalarıyla, bu virüs ile topyekün bir mücadele başlattı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığımı ve İçişleri Bakanlıklarımızın katalizör görevi gördüğü seferberlikte, bugüne kadar son derece başarılı olduk. Sağlık çalışanlarımız cansiperane bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Kahvehane, berber, güzellik merkezleri gibi her gün yüzlerce insanın girip çıktığı ortamların da geçici olarak kapatılması, hepimizin sağlığı açısından olumlu bir karar.

 Ancak zaman zaman gerek sosyal medyada, kimi insanların ‘Evde Kal Türkiye’ çağrılarına uymadıklarını görüyoruz. Unutmayalım ki, zorunlu olmadıkça evden çıkmamamız, hepimizin sağlığı açısından hayati öneme sahip. Zorunlu olmadıkça evden çıkmamak, dışarıda ihtiyaçlarını giderdikten hemen sonra evimize dönmek, sadece bizim değil, tüm aile üyelerimiz için can alıcı bir nokta. Bu süre zarfında okula giden çocuklarımız televizyon veya internet üzerinden derslerini takip edebilir. Yine bu dönemde özellikle kitap okuyarak, hem kitap okuma alışkanlıkları pekişir, hem de yeni bilgiler öğrenirler.

Bunun yanı sıra, onlara kişisel temizliğin ne kadar önemli olduğunu anlatarak, bu süreci bilgi ve birikimlerini geliştirmeleri yönünde değerlendirebiliriz. Unutmamak gerekir ki, bu sinsi hastalık bulaşıcı ve aile üyelerinden bir kişiye bulaşması demek, ailedeki diğer tüm bireylerin de tehlike altında anlamına geliyor. Bu nedenle, dışarıda işimiz biter bitmez evimize dönüp, başta ellerimiz olmak üzere yüzümüz ve ağzımızı mutlaka sabunlu suyla yıkayalım. Bu sürede göstereceğimiz özen ve dikkat, belki de aile üyelerimizden birinin canının kurtulmasına sebep olabilir. Bu duygu ve düşüncelerle, kadirşinas halkımızı en derin saygılarımla selamlıyor ve tehlike geçene kadar ‘Evde Kal Türkiyem’ diyorum’.

HABER: YILMAZ ACU

30 Mart 2020

EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler