• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sayın Trump 13 Kasım ziyareti için ‘iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dedi. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı’nın başladığı gün ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine gönderdiği mektubu kendisine takdim edeceğini de söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan ziyareti dönüşünde açıklamalarda bulundu. Macaristan ziyaretine ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Budapeşte’de gerçekleştirdiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısında Macaristan’la siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerimizi ve Suriye başta olmak üzere bölgesel konuları ele aldık.

2018’de 2,5 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi 6 milyar dolara ulaştırma konusunda irade beyanında bulunduk. Sayın Cumhurbaşkanı Janos Ader ve Başbakan Viktor Orban ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdik. Toplam 10 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmalar stratejik ortaklığımızın ahdi zeminini güçlendirecek ve bize yeni fırsat kapıları açacaktır. Macaristan AB ülkeleri içerisinde bizi en iyi anlayan ve birçok konuda her zaman yanımızda olan bir ülke. Bunu 15 Temmuz ve Barış Pınarı Harekatında da gösterdi. Sayın Başbakan Orban, birçok uluslararası toplantıda net tavrını ortaya koydu. Macaristan Türkiye’nin AB’nin güvenliği ve bölgenin istikrarı için oynadığı kilit rolün farkında olan bir ülke ve NATO’da da bizim stratejik ortağımız. Maalesef Avrupa’da ufuk daralmasına, stratejik aklın devre dışı kaldığına ve Türkiye’ye karşı ön yargılı tavırların sergilendiğine şahit oluyoruz. Bunun en son örneğini Barış Pınarı Harekatına yönelik tepkilerde açık bir şekilde gördük. Biz haklı davamızı her platformda anlatmaya devam edeceğiz. Macaristan’ın AB üyelik sürecimize destek vermesini önemsiyoruz. NATO’da da güçlü bir işbirliğimiz var. FETÖ ile mücadele konusunda önemli mesafe aldık. Maarif Vakfı burada önümüzdeki yılın Eylül ayında eğitim öğretime başlayacak şekilde planlamasını yapmış vaziyette. TİKA tarafından restore edilen Gülbaba Türbesini geçen yıl açmıştık. Açılıştan bu yana 70 bin ziyaretçi uğramış. Bu ziyaretimizde de Osmanlı minyatür sanatı ile alakalı Okçular Vakfının bir sergisini açma ve gezme fırsatını bulduk. Bunlar Macar halkı ile olan tarihi bağlarımızı geleceğe taşımamıza imkan sağlayacaktır. Ayrıca 15 Türk, 15 Macar işadamıyla yaptığımız toplantıda gerek ikili gerekse üçüncü ülkelerle yapılabilecek yatırımları gözden geçirdik. Bu temaslarımızda, Macaristan’ın Barış Pınarı Harekatına verdiği destekten duyduğumuz memnuniyeti de ifade ettik. Pek çok ülke haklı olduğumuzu biliyor, bazıları ise oyunları bozulduğu için rahatsız oluyor” ifadelerini kullandı.

“Trump, 13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yaptıklarını söyledi”

ABD Başkanı Donald Trump ile önceki akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, bu telefon görüşmesinden sonra 13 Kasım 2019 tarihinde ABD’ye gitme kararını verdiklerini kaydederek, “Arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız değerlendirme sonucunda, bu ziyaretin önemli olduğunu ve bu ziyaretle Barış Pınarı Harekatının şu an geldiği noktayı yüz yüze değerlendirmenin faydalı olacağına inandık. Bunu zaten Sayın Trump’la telefon görüşmemizde kendisine de ifade ettik. Ayın 13’ünde bugüne kadar ele aldığımız ve almadığımız birçok konuyu yüz yüze görüşmenin faydalı olacağına inandık. Tabi ki Suriye’de güvenli bölge ve mültecilerin kendi topraklarına geri dönüşü konularını masaya yatıracağız. Gerek S-400, gerek F-35, gerek 100 milyar dolarlık ticaret hacmi meselelerini ele alacağız. FETÖ ile mücadele ve Halkbank konusunu da görüşeceğiz. Malum, Pence’in Pompeo ile gelişinde 120 saat içerisinde teröristlerin bölgeyi terk etmesi konusunda mutabık kalmıştık. Şu ana kadar bunlar bölgeyi terk etmiş değiller. Aynı şekilde Rusya ile yaptığımız Soçi mutabakatında da 150 saat içinde teröristlerin bölgeyi terk etme sözü vardı. Onlar da bunu yerine getirmediler. Burada birçok sıkıntıyı yaşamaya devam ediyoruz. ABD ile stratejik ortaklığımıza sığmayacak bazı gelişmeler bizi ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunu aşabilmek için de bu ziyaretin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle sözde Ermeni yasa tasarısı ve yaptırım tehditleri ile bizi yıldırmaya çalışma gayretleri var. Sayın Trump’ın da bunun farkında olduğunu önceki akşamki telefon görüşmesinde de hissettim. ‘Bugüne kadar bu nasıl oldu?’ diye sordu. Bu soru üzerine ben de ‘Ben bugüne kadar oğul Bush ve aynı şekilde Obama ile de çalıştım. Şimdi de sizinle çalışıyorum. O dönemlerde onlar bu işi komisyona havale ederlerdi ve komisyondan dönerdi. Şimdi ise komisyonu by-pass ettiler ve kongreye gönderdiler. Direkt böyle bir durumla karşı karşıyayız’ dedim. Kendisi ‘Ben bunu inceleyeceğim ve arkadaşlarla konuşacağım’ dedi. Kendisinin şu ifadesi de manidardı; ‘13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dediler. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur. Bu ziyaretle de hayırlısıyla oradan döneriz” açıklamasını yaptı.

“Devriyeler devam edecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun, “Macaristan’a giderken havaalanında yaptığınız basın toplantısında hem Rusya hem de ABD ile varılan mutabakatın sahaya yansıması konusunda olumsuz bir tablo çizdiniz. Teröristlerin üzerinde mutabakat sağlanan alanlardan çekilmediğini ve saldırıların devam ettiğini görüyoruz. Rusya’nın daha önce de ABD’de görmeye alıştığımız bir oyalama taktiği içine girdiği konusunda bir kuşkunuz var mı yoksa bu kuşkular için erken mi? Eğer mutabakat gerçekleşmezse, beklentiler karşılanmazsa operasyon seçeneği Türkiye açısından hala masada mı?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Malum şu anda Rusya, rejim güçleri ile beraber hareket ediyor. Rejim güçleri ile hareket ederken de belli yerlerde terör örgütü PKK-PYD-YPG ile bağlantısı var. Bu bağlantı şu anda da aynı hızla devam ediyor. Mesela daha başından beri ABD’nin bize verdiği söz vardı; ‘Münbiç’ten terör örgütlerini çıkartacağız’ dediler. Ne kadar zamanda? 90 günde. 1,5-2 sene oldu, hala terör örgütü orada. Şu anda da çıkmış değil. Biz ne olup bittiğini tüm istihbaratımızla biliyoruz. Aynı şey Ayn el-Arab’da da var. Burası Obama döneminden beri terör örgütlerinin cirit attığı ve bu haliyle Obama yönetiminin kutsadığı bir yerdi. Ayn el-Arab’ın ismi sonra Kobani’ye çevrildi. Buranın halkından yaklaşık 350 bin kişi terör örgütünden kaçıp ülkemize sığındı. Ağırlıklı olarak da bizim Suruç’a yakın bölgedeler. Ayn el-Arab’dan gelen Kürtlere de biz bakıyoruz. Barınmadan yeme-içmeye ve sağlığa kadar her ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu gerçeğe rağmen bazıları hala ‘Türkiye Kürtlere karşı’ diye yalan yayıyorlar. Kürtlerin temsilcisi olduklarını söyleyenlerin hiçbirinin bunlara vermiş olduğu herhangi bir destek asla söz konusu değil. Biz veriyoruz. 3 milyon 650 bin mülteciye de yine aynı şekilde her şeyiyle biz bakıyoruz. Bunların kahir ekseriyeti Arap. Bunların yanında bir miktar da Hristiyan, Keldani, Arami, Ezidi var. Mesela Arap Ligi toplantı yapıyor ve Türkiye’ye karşı tavır takınıyor. Bu Arap Ligi’nin mensuplarına sormak lazım; ‘Siz Türkiye’ye karşı bu tavrı takınıyorsunuz da peki Türkiye’deki ağırlıklı olarak Araplardan oluşan bu mültecilere karşı bir kuruş desteğiniz oldu mu? Buradaki STK’lara veya Türkiye’ye herhangi bir destek gönderdiniz mi?’ Yok. Onların da yaptığı en ufak bir yardım, destek söz konusu değil. Bütün yapılanları 40 milyar doların üzerindeki harcamayla biz gerçekleştiriyoruz. Burada AB de sözünü tutmamıştır. 2015 yılında 3 milyar avro vereceklerdi. Oralarda kaldılar. Kendileriyle konuştuğumuz zaman ‘verdik, veriyoruz’ gibi ifadelerle aldatmacaları oynuyorlar. Bunların birbirinden farkı yok. Gelelim şimdi bizim kontrolümüzde olan Tel Abyad ve Rasulayn’a. Tamamen bizim kontrolümüzde olan bu bölgenin uzunluğu 120 kilometre, derinliği 30-32 kilometre. Diyoruz ki destek verecekseniz burada süratle bir mülteciler şehri veya bir pilot bölge yapalım. Biz proje çalışmalarına varana kadar hazırlık yaptık. Görüştüğüm bütün liderlere de bunları anlatıyorum. Tel Abyad ve Rasulayn bölgesinde kontrolümüz devam ediyor. Ancak Resulayn’ın güneyinde Tel Tamer bölgesi var. Burası terör örgütünün bulunduğu bir yer. Terör örgütü rahat durmuyor ve oradan sınırlarımızı sürekli taciz ediyor. Aynı şey Münbiç’te var. Aynı durum Ayn el-Arab çevresinde var. Burada yine PKK-PYD-YPG en ufak fırsatı bulduğunda bunu yapıyor. Mesela dün sabah Tel Tamer bölgesinde Suriye Milli Ordusu’na karşı terör örgütleri saldırıda bulundu ve 11 kişi şehit oldu. Tabi onlar da bunu karşılıksız bırakmadılar. Onlar da 10’un üzerinde terörist öldürdü. Mücadele bu şekilde kararlılıkla devam ediyor. ABD ziyaretimizde bunların hepsini kendileriyle paylaşacağız. Ancak Resulayn’ın doğusundan Kamışlı’ya doğru ABD askerleri terör örgütü ile devriye yaptılar. Biz de Rusya ile devriyemizi 2 kez gerçekleştirdik. Şu anda bunlar da devam ediyor ve edecek.”

“Son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız”

“Bu durumda Barış Pınarı Harekatı devam edecek diyebilir miyiz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Kesinlikle. Burada son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız. Bu işin bir boyutu. İkinci olarak, diğer ülkeler buradan çıkmadıktan sonra biz buradan çıkmayız. Biz Suriye’nin birliğine, beraberliğine ve bütünlüğüne taraftarız. Asla parçalanmasını da istemeyiz. Eğer diğer ülkeler de buna taraftarlar ise kendilerinin de bunu ispat etmeleri lazım. Onlar ispat edecekler ki bizden de bunun ispatını istesinler. Bunların hiçbirinin burada sınırı yok ama bizim burada sınırımız var. En batıdan aldığımız zaman en doğuya kadar sadece 911 kilometre Suriye sınırı var. Oysa burada ne Rusya’nın ne ABD’nin ne de İran’ın sınırı var. Sadece Irak’ın biraz sınırı var. Bizim Adana Mutabakatı gibi bir belgemiz var. Bu terör örgütleri temizlenmedikçe, Adana Mutabakatının bize vermiş olduğu yetkiyle buradaki duruşumuzu aynen devam ettireceğiz” dedi.

“DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik”

“DEAŞ ile mücadele noktasında önemli rakamlar açıkladınız. Bununla birlikte Bağdadi’nin ailesine yapılan operasyon var. DEAŞ’la mücadele noktasında Türkiye ciddi bir aksiyon ortaya koyuyor fakat batı medyası bunu görmezden geliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bununla birlikte Türkiye elindeki DEAŞ’lı teröristleri ne yapacak? Yargılamaları süreci nasıl olacak? Avrupalı DEAŞ’lıları nasıl geri gönderecek?” sorusuna ise Erdoğan, “Bu konu ile ilgili de biz üzerimize düşen sorumlulukları açık ve net yerine getirdik. Bugüne kadar 7 bin 600 yabancı teröristi yakaladık ve bunları ülkelerine geri gönderdik. Suriye’de DEAŞ’a katılmak üzere tespit ettiğimiz Türk vatandaşlarını, eşlerini ve çocuklarını geri alıyoruz. Burada bu şahıslar arasında hakkında terör bağlantılarına dair delil olanları adli sürece tabi tutuyoruz. Bunları yargılıyoruz. Çocuklarla ilgili olarak da onların yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri, en sağlıklı ortamda rehabilite edilmeleri için ilgili tüm kurumlarımızı da devreye sokuyoruz. Burada bizim için en önemli konu şu. Son rakamlar doğrultusunda, sınır dışı edilenlerin sayısı 7 bin 550. Hapishanelerimizde bin 201 militan var. Suriye’deki DEAŞ kamplarından kaçıp ülkemiz tarafından yakalanan ve tekrar hapishaneye konulanların sayısı 287. Fırat Kalkanı Harekatında 3 bin 500 DEAŞ’lı etkisiz hale getirildi. Biz şimdi DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik. Bunların sorgulanma süreci devam ediyor. İddialı bir şekilde söylüyorum, dünyada Türkiye gibi DEAŞ’la mücadele veren ikinci bir ülke yok” cevabını verdi.

“Mektubu Sayın Trump’a takdim edeceğim”

Bir gazetecinin, “ABD seyahatiniz çerçevesinde, PKK-YPG-SDG’nin komutanı olarak lanse edilen ve Türkiye tarafından iadesi istenen, ayrıca Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Mazlum Kobani adlı terörist ile ilgili Trump’la görüşmenizde masada neler olacaktır?” sorusuna yönelik Erdoğan, şu açıklamada bulundu:
“Bunları biz Sayın Trump’a daha önce de söyledik. Terör örgütünün Mazlum Kobani diye ad taktığı Ferhat Abdi Şahin isimli terörist PKK terör örgütünün elebaşlarından bir tanesi. Biz önceki akşamki görüşmemizde Sayın Trump’a dedik ki ‘ne yazık ki siz böyle bir kişiyle bir araya geliyorsunuz. Böyle bir kişi ile bir araya gelişinizi biz kınıyoruz.’ Elimizde malum mektup var. Bu mektubu ben Sayın Trump’a takdim edeceğim. Siz bana bu mektubu bu adamın arabulucu olmasını düşünerek gönderdiniz. Benim size söylediklerim belli. Dedim ki ‘Ben böyle bir teröristi veya terör örgütünü muhatap almam.’ Bunun üzerine kendisi ‘Pence’i göndereceğim’ dedi. Ardından Pence’i, Pompeo ve O’Brien da yanında olmak üzere bize gönderdi. Bir gün öncesinde arkadaşlarımız O’Brien ile görüşmeler yaptılar. Sonra da ikinci gün Pence ve Pompeo geldi. Ben Pence ile ikili görüşme yaptım. İkili görüşmeden sonra heyetler arası görüşmemize girdik ve 120 saat kararını orada mutabakat metni içerisine koyduk. Neler olacak, neler yapılacak hepsini o metinin içerisinde kamuoyuna açıkladık. Şu anda da bu yürürlükte. Ferhat Abdi Şahin denilen adamın birçok terör saldırılarında rol aldığını biliyoruz. Bu kişi 2005 yılında İzmir Çeşme’deki bombalı saldırıda, 2005 yılında Aydın-Kuşadası’ndaki bombalı saldırıda, 2006 yılındaki Antalya-Kalekapısı’ndaki bombalı saldırıda, 2008 yılında İstanbul-Güngören’deki bombalı saldırıda, Mersin-Adana yolundaki intihar saldırısında, aynı yıl Hakkari Şemdinli’deki karakol saldırısında var. 2009 yılında Tokat-Reşadiye saldırısında, 2010 yılında Hakkari-Şemdinli üs bölgesine saldırıda, aynı yıl İstanbul-Taksim’deki intihar saldırısında var. 2011 yılındaki Diyarbakır-Silvan, Hakkari-Çukurca ve Ankara saldırılarında da var. 2012 yılındaki Gaziantep saldırısında var. Adamın olmadığı yer yok. Sayın Başkan’a mektupla birlikte bu bilgileri takdim edeceğiz. Buna karşı bizim tavrımızın neden böyle olduğunu ve konu ile ilgili atmamız gereken adımlarımızın bitmediğini aktaracağız. Biz bunların başlarına da ödül koyduk. Cemil Bayık, Duran Kalkan, Murat Karayılan vesaire. Biz terör devleti kurmaya yönelik oyunu bozduk. Güney sınırımızı birilerinin hatırına feda edemeyiz.”

“Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump göreve geldiğinde Obama’nın siyasetini devralmak zorunda olmakla karşı karşıya kaldı ve müesses nizam ile bunu her defasında yaşadı. S-400’le ve YPG vesaire. Şimdi bu Türkiye açısından anlaması için Trump’a imkan sağlaması ve ilan etmesi en azından diyalog kanalları açısından. Şimdi Trump’ın azli ile ilgili bir süreç başladı. Bu sürecin Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Aslında bu konuya girmek istemem. Çünkü şu anda bu ABD’nin kendi iç meselesi ve bu meselesinin çıkış tarihi de anlamlı. Çünkü ABD bir seçime gidiyor ve bu seçime giderken bu mesele gündeme geldi. Seçimden bu yana yaklaşık 3 yıl geçti. 3 yıl boyunca böyle bir şey niçin gündemde yok da şimdi gündeme geliyor? Burada bir plan var, proje var. Şimdi o proje devreye girmiş oluyor. Böyle bir iç meseleden dolayı bir stratejik ortak olarak ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam” yanıtını verdi.

“Bu pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek”

Bir gazetecinin, “Geçen hafta ABD’ye gidip gitmeme konusunda bir soru işareti olduğunu söylemiştiniz. Bu soru işareti dünkü telefon görüşmesinde anladığımız kadarıyla giderildi. Bu nasıl giderildi? Sayın Trump ne dedi ve görüşünü değişti? O görüşmede sizin masaya koyacağınız ilk başlık hangisi?” sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Önceki akşam, yapacağımız görüşmeye ilişkin bazı ipuçlarını Sayın Trump’tan aldım ancak yüz yüze görüşmeyi yaptığınız zaman çok daha farklı ipuçlarının ortaya çıkacağına inanıyorum. Ben çok önemsemiyorum. Bunlardan bir tanesi diyelim sözde Ermeni soykırımı. Bu artık bizim için pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek oldu. Bıkkınlık veriyor. Bunu da kendilerine ifade edeceğiz. Bunun tadı tuzu yok. Kendisi hatta şöyle bir ifade kullandı; ‘Buna soykırım değil de savaş desek nasıl olur?’ dedi. Ben de şu cevabı verdim; ‘Bir defa karşımızda bir devlet yok. Böyle bir şey de aramızda zaten söz konusu değil. Bu bir zorunlu göç meselesiydi. Bunda da bazı sıkıntılar yaşandı. Şu bizim bir Van Gölümüz var. Bu gölümüzde bir Akdamar Adası ve Kilisesi var. Biz devlet olarak buranın restorasyonunu yaptık. Şu anda her yıl Ermeniler gelir, orada yıllık ayinlerini yaparlar. Kaldı ki şu anda Türkiye’de 100 bine yakın Ermeni var. Bunların içerisinde benim resmi vatandaşım olan Ermeniler var. Bir de vatandaş olmadığı halde bize sığınmış olan Ermeniler var. Türkiye’den ABD’ye göç etmiş olan Ermeniler de var. Şu anda Türkiye’deki dini azınlık gruplarını temsil eden 17 kişi New York’ta bir Yahudi fotoğraf sanatçımızın Akdamar Kilisesi ile ilgili fotoğraf sergisini açmak üzere bulunuyor. Dolayısıyla her şey size anlatıldığı gibi değil. Türkiye’de Patrik adayı olan Ermeni vatandaşımızın yaptığı açıklamalar çok manidardır. Ben onu Sayın Pence’e de verdim. Bunun dışında diğer dini azınlıkların Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptıkları destek açıklamaları var. Yine bu açıklamaları da Pence’e verdik.’ Tabi merakla bizim yine bunlarla ilgili anlatacaklarımızı bekliyorlar. Bunlar önem arz ediyor. Tüm bunların yanında S-400, F-35, Patriot konusu da görüşeceğimiz konular içerisinde.”

“Kırgınlık nasıl olmasın”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak’ta 2003’den beri ilk defa bu denli büyük protesto gösterileri ile karşılaşıyoruz. Gösteriler Şiilerin yoğun olduğu Basra ve Kerbela gibi şehirlerde ve İran’a yönelik protestolar. Son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye-İran ve Bağdat Merkezli ilişkilerimizi nasıl etkiler? Yine bizim TSK’nın Kandil’deki operasyonları Irak’taki bu durumdan dolayı sekteye uğrayabilir mi?” sorusuna karşılık, “Biz Pençe 1-2-3 harekatlarımızı aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Burada herhangi bir aksama eksilme söz konusu değil. Bunu sonuna kadar da götüreceğiz. Sincar ise Sincar, Kandil ise Kandil Aynen devam edeceğiz. Ama şunu açık ve net söylüyorum; burada özellikle Irak’taki bu ayaklanmaların arkasında kimler yatıyor? Biz kimler tarafından yapılabileceği veya yapıldığına yönelik tahminde bulunuyoruz. Tabi bunun İran’a sirayet etme noktasındaki durumlarını da tahmin ediyoruz. Çünkü dert İslam dünyasını bölmek, parçalamak ve birbirine düşürmek. Düşünün bizim aleyhimizde Irak’tan karşı açıklamalar geldi. Son dönemde Neçirvan Barzani olumlu, güzel bir açıklama yaptı. Ama İran’dan bile olumsuz açıklamalar geldi. Bizim Barış Pınarı Harekatımızı tasvip etmediklerini söylediler” ifadelerini kullanırken, “Kırgınlık var herhalde” sorusuna ise, “Olmaz olur mu? Nasıl olmasın. Bu kadar zamandır vatandaşlarımızı, insanımızı teröristler sivil ve asker demeden şehit ediyorlar. Elimiz bağlı kalacak halimiz yok. Gereği neyse gereğini yapmamız lazım. O zaman biz niye devletiz? O zaman bunca Silahlı Kuvvetler mensubunu niye biz güçlü tutmaya çalışıyoruz? Suriye Milli Ordusu mesela Kim bunlar? Kılıçdaroğlu’na göre terörist. Bana göre değil. Onlar anlı şanlı, benim askerimle el ele, kol kola, omuz omuza orada kendi topraklarını savunan gerçek manada diriliş mücahitleridir. Ama bay Kemal’e sorarsan Suriye Milli Ordusu terörist. Sen nasıl dersin bunu? Sen böyle bir şeyi söyleyeceksen öbür tarafta bir tane malum terör örgütlerinin başında olan güç var, onun için söyle” dedi.

“Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadılar”

Bir basın mensubunun, “Salı günü grup toplantısında ‘Dostlarımız daha evvel hava savunma sistemlerini söküp götürdüler’ ifadesini kullandınız. Yeni süreç sizce NATO parametlerini, algılarını dönüştürür mü, değiştirir mi?” sorusuna Erdoğan, “3-4 Aralık’ta Londra’da NATO Liderler Zirvesi olacak. Orada bu konuları çok açık ve net gündeme getirmeyi planlıyorum. İlla savaş olduğu zaman mı NATO devreye girer? 5. Madde savaş olduğunda mı devreye girer? 5. Madde terörle mücadele esnasında devreye girmeyecek mi? Ben bunu Stoltenberg’e sordum. Şu ana kadar NATO en ufak bir adım atmadı. Hiçbir AB üyesi ülke Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadı. En ufak olumlu açıklamaları yok. Bunlar sadece ‘Doğu Akdeniz’de petrol arama işlerinde Türkiye’yi nasıl engelleriz?’ gayreti içindeler. Nerede petrol var bunun gayreti içindeler. Biz böyle bir derdin peşinde değiliz. Bizim bütün derdimiz şu anda Suriye ile ilgili olarak, bu ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğüdür. Onun için de yaptığımız tüm çalışmalar, tüm müdahaleler ona yöneliktir. Temenni ederiz ki bunu inşallah süratle, kısa zamanda neticeye ulaştırırız” cevabını verdi.

“Cumartesi Putin ile telefon görüşmemiz olacak”

Son olarak, “ABD askerlerinin petrol alanlarının etrafında kümelendiği görülüyor. Alandan çekilme vaatlerine rağmen özellikle petrol alanlarında görünmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Ben ağırlıklı olarak açıklamalarımda Sayın Trump’ın ifadelerine dayalı olarak konuşuyorum. Sayın Trump’ın altındaki emir-komuta zinciri içerisinde, yani memur sıfatında olanların ağzına bakmıyorum. Trump’ın ağzına bakarak konuştuğum zaman Trump çekilecekler veya çekiliyoruz dediği için değerlendirmemizi böyle yaptık. Ama ondan sonra yaptığım iki telefon görüşmesinde de tüm bu gelişmeleri kendisi ile paylaştım. Kendileri de bu konunun üzerine eğileceğini söyledi. En sonunda Pence ve Pompeo’yu buraya gönderdi. Şu anda bizim heyetlerimiz Ruslarla da görüşüyor. Yine devam ediyoruz. Önceki akşam Trump ile görüştüm. Cumartesi de Sayın Putin ile telefon görüşmemiz olacak. Oradan da görüşmelerde bilgilerimizi alalım ki, ayın 13’ünde yapacağımız görüşmelerin altyapısını oluşturmuş olalım” açıklamasını yaptı.

Batuhan Yaşar



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
NASIRANLI, ŞIRNAK’A ÇIKARMA YAPTI NASIRANLI, ŞIRNAK’A ÇIKARMA YAPTI

ŞIRNAK/ Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cevdet Nasıranlı, Şırnak Şubesi’ni ziyaret ederek, bir dizi incelemelerde bulundu.

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cevdet Nasıranlı, daha önce sık sık yaptığı bölge ziyaretlerine devam ediyor. Dünyayı etkisi altına alan, yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği bulaşıcı pandemi (KOVİD 19) sonrasında, 1 Haziran tarihi itibarıyla, ülkemiz genelinde normalleşme sürecinin başlamasıyla beraber, ilk ziyaretini Şırnak’a gerçekleştirdi.

Bu kapsamda beraberindeki heyetle birlikte Şırnak’a giden Nasıranlı, ilk olarak ASKON Şırnak Şube Başkanlığı’nı ziyaret ederek, Şırnak Şube Başkanı Abdurrahman Kesik ve Yönetim Kurulu üyeleriyle görüşerek, bir dizi istişarelerde bulundu. Ardından Abdurrahman Kesik ve beraberindeki heyetle, Irak’a açılan en büyük sınır kapısı olan Habur Sınır kapısının bulunduğu Silopi İlçesine ziyarette bulunan ASKON Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cevdet Nasıranlı, burada bir dizi incelemelerde bulundu.

ASKON Diyarbakır ve Şırnak Şube başkanları Nasıranlı ve Kesik, yaptıkları görüşmeler sonrasında, ‘temassız ihracatın’ sona erip eski işlevine dönmüş olan Habur Sınır kapısı Gümrük Müdürü Ali Gökdemir’i ziyaret ederek, bilgi alış verişinde bulundular. Habur sınır kapısının işleyişi hakkında bilgi alış verişinde bulunduktan sonra, Irak’a ihracat yapan nakliye şoförleri ile pandemi süreci ve normalleşme sürecindeki talep ve çözüm önerilerini dinleyen ASKON Diyarbakır ve Şırnak şube başkanları, daha sonra Ak parti Silopi İlçe Başkanı Avukat Rana Tellioğlu’nu ziyaret ettiler.

SON DERECE FAYDALI İSTİŞARELERDE BULUNDUK

Açıklamalarda bulunan ASKON Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Cevdet Nasıranlı, şunları söyledi: ‘ASKON Şırnak Şube Başkanımız Abdurrahman Kesik ve Yönetim Kurulu üyeleriyle beraber, Şırnak İlimizin Silopi ilçesinden, Irak’a açılan Habur Sınır kapımızı ziyaret ettik. Habur Sınır Kapısı Gümrük Müdürü Ali Gökdemir ile beraber hem kapıda yapıda yapılan genişletme çalışmaları, hem de pandemi sürecinde alınan tedbirler konusunda bizlere detaylı bilgiler verdi. Bilindiği gibi, koronavirüs tedbirleri kapsamında 1 Mart tarihinde kapatılan Habur Sınır Kapısı, 1 Haziran tarihi itibarıyla yük taşımacılığına yeniden açıldı. Irak tarafındaki Halil İbrahim Gümrük Kapısı’nın da açılması bekleniyor.

Irak’a açılan iki gümrük kapısından biri olan Habur Sınır Kapısı, 1 Mart günü, Sağlık Bakanlığı’nca koronavirüs nedeniyle alınan tedbirler kapsamında çift yönlü olarak geçişe kapatılmıştı. Ticaret Bakanlığı’nca 1 Mart 2020 tarihinden itibaren Habur Sınır Kapısı ile İbrahim Halil Gümrük Kapısı arasındaki tampon bölgede temassız ihracat yapıldı Habur sınır kapısında şu anda günlük 1500 TIR gidiş, 1500 geliş olmak üzere toplam üç bin civarında Araç işlemi yapılırken, kapının tamamen normalleşmesi ile bu sayının beş bini bulması bekleniyor. Habur Sınır kapısının bölgemiz ticareti açısından kuşkusuz çok önemi vardır. Irak tarafının da bir an önce durum değerlendirmesi yaparak. karşılıklı çalışmaların hız kazanması gerekmektedir’. Ziyaret sonrası memnuniyetini dile getiren ASKON Diyarbakır Şube başkanı Avukat Cevdet Nasıranlı, beraberindeki heyetle birlikte Silopi’den ayrıldı.

Bakanlıktan 81 İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne genelge Bakanlıktan 81 İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne genelge

Kültür ve Turizm Bakanlığınca, deniz turizmi araçlarının yeme içme hizmetlerinin mümkünse kapalı paketli olarak servis edilmesi ve servis malzemelerinin tek kullanımlık ürünler kullanılarak yapılması gerektiği bildirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından deniz turizmi tesis ve araçları ile turizm amaçlı sportif faaliyetlerde kontrollü normalleşme sürecine ilişkin genelge 81 İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne gönderildi. Genelgede, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Pandemi” kapsamına alınan yeni korona virüs (COVID-19) salgınının yayılmasının önlenmesine yönelik tedbirler kapsamında, kontrollü normalleşme süreci aşamasına geçilmiş bulunduğu aktarıldı.

Salgına karşı verilen başarılı mücadele sonrasında, seyahat ve turizm faaliyetlerinin sağlıklı bir süreç içerisinde yeniden başlatılmasının öngörüldüğü genelgede, “Deniz turizmi tesisleri ve araçları ile turizm amaçlı sportif faaliyet işletmelerinin faaliyetleri sırasında, ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından ilan edilmiş olan tedbirlere tam olarak uyulur.

İşletme genelinde COVID-19 ve hijyen kurallarını/uygulamalarını kapsayan bir protokol hazırlanır, protokol düzenli aralıklarla değerlendirilir, uygulamada karşılaşılan sorunlar, getirilen çözümler ve kamu kurum veya kuruluşlarınca uygulamaya konulan tedbirler dikkate alınarak güncellenir. Protokol kapsamında, hastalık belirtileri gösteren müşteriye personelin yaklaşımı ve uygulanacak işlemler de tanımlanır. Genel kullanım alanlarında (bekleme, dinlenme vb.) en az 1 metre mesafeye uyacak şekilde düzenleme yapılmalı, ihtiyaç olan yerlerde zemine ve oturma alanlarına işaretlemeler yapılmalıdır” denildi.

Genelgede, deniz turizmi tesisleri ve araçları ile turizm amaçlı sportif faaliyet işletmelerinin, tesisin/aracın/faaliyet alanının tamamında sosyal mesafe ve hijyen önlemlerini almakla yükümlü olduğu vurgulanarak, “Deniz turizmi araçları ile turizm amaçlı sportif faaliyet işletmelerinde misafir kabulünde rezervasyon sistemi uygulanır. Tesis/araç girişinde veya dış cephesinde ve misafir ile personelin kolayca görebileceği genel kullanım alanlarında uygulanan ve uyulması gereken COVID-19 tedbirleri ve kurallarına ilişkin yazılı bilgilendirme panoları düzenlenir.

Bilgilendirmeler biri Türkçe olmak üzere üç dilde yapılır. Ayrıca tesis genelinde misafirin ve personelin kolayca görebileceği yerlerde uygulanan/uyulması gereken kurallara ve sosyal mesafelere ilişkin görsel bilgilendirme yapılır. Bu bilgilendirme içerisinde ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı gibi belirtileri olan misafirlerin girmemeleri uyarısı yer almalıdır. Misafirlerin kuralları bildiğinden emin olunmalıdır. Ateş, öksürük, burun akıntısı, solunum sıkıntısı belirtileri olan, COVID-19 vakası veya temaslısı tesis ve araçlara alınmamalıdır.

Tıbbi maske takılarak sağlık kurumuna yönlendirilmelidir. Deniz turizmi tesisi üniteleri ve araçları için protokol kapsamında, hastalık belirtileri gösteren müşteriye personelin yaklaşımı ve uygulanacak işlemler de tanımlanır. Bu işlemler Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı COVID-19 rehberinde açıklanmıştır. Konaklamalı deniz turizmi tesisleri ve araçları için; hastalık şüphesi gösteren misafir veya personel belirlenmesi halinde, yetkililere haber verilir, sağlık kuruluşu tarafından hasta devir alınıncaya kadar izole edilir, hizmetleri güvenlik tedbiri alınmış personelce sağlanır, COVID-19 teşhisi konmuş ise hizmetin sona ermesinden sonra kişinin temas ettiği bütün alanlar standartlara uygun malzeme ile dezenfekte edilir ve havalandırılması sağlanır.

Araçlar, tamamen dezenfekte edilmeden yeni sefere çıkarılmaz. Deniz turizmi tesislerinin kontrol noktaları ve kapalı alan girişleri, deniz turizmi araçlarının girişleri ile turizm amaçlı sportif faaliyetlerde irtibat bürolarında misafirler termal kamera veya temassız ateş ölçümü uygulamaları, dezenfeksiyon halıları (paspasları) ve el dezenfeksiyon imkanı ile karşılanır.

Talep edilmesi halinde misafirlere verilmek üzere, maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman bulundurulur. Mümkün olduğunca, temassız ödeme alınır. Temaslı POS cihazı kullanılması halinde, her kullanımdan sonra ödeme cihazı uygun dezenfeksiyon malzemeleriyle ya da en az yüzde 70 alkol içeren kolonya ile silinir. Ödeme alanlarında mümkünse kasa ile misafir arasına göz hizasına kadar pleksiglas veya benzeri bariyer düzenlenir veya kasada ödeme alan personel yüz koruyucu maske kullanır” ifadeleri kullanıldı.

Öte yandan işletmeler tarafından, deniz turizmi tesisleri ve araçlarını kullanan yatçı, misafir ve müşteriler ile turizm amaçlı sportif faaliyette bulunanların isimleri ve iletişim bilgilerinin, son 14 gün içerisinde bulunduğu yerlerin (otelde kalıyorlarsa otel bilgileri), kullanım zamanları, varsa kronik rahatsızlıkları, COVID-19 geçirip geçirmediklerine ilişkin bilgilendirme istenmesi ve bu kayıtların en az 14 gün saklanması gerektiği bildirildi.

Yeme içme tesisleri

Normalleşme sürecinde bu iş yerlerinde yeme ve içme hizmetinde alınması gereken önlemler de yazıda yer aldı. Deniz turizmi tesisi ile deniz turizmi araçları bünyesinde yer alan yeme-içme ünitelerinde (restoran, lokanta, kafe vb.) Kültür ve Turizm Bakanlığının 20/5/2020 tarihli ve 2020/8 Sıra Sayılı Genelgesi ile Sağlık Bakanlığının COVID-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi uygulandığı hatırlatılarak, “Ayrıca; deniz turizmi araçlarının yeme içme hizmetleri mümkünse kapalı paketli olarak hijyen koşulları çerçevesinde servis edilir.

Bu duruma servis malzemeleri (çatal, kaşık, bıçak, tabak, bardak vs.) çevreye en az zarar verecek şekilde üretilmiş tek kullanımlık ürünler kullanılarak yapılır. Tek kullanımlık ürünlerin kullanılmaması durumunda, servis malzemeleri bulaşık makinasında yıkanır. Mutfak dışında aracın başka bir bölümünde mangal vb. yemek pişirme alanı oluşturulamaz. Turizm amaçlı sportif faaliyetlerde yeme içme hizmeti verilmesi durumunda; kapalı paketli olarak hijyen koşulları çerçevesinde servis edilir.

Bu duruma servis malzemeleri (çatal, kaşık, bıçak, tabak, bardak vs.) çevreye en az zarar verecek şekilde üretilmiş tek kullanımlık ürünler kullanılarak yapılır. 4- Mutfak alışverişi sonrası malzemeler temizlenerek mutfağa alınmalıdır. Yemek yerken ya da su/çay/kahve içilirken, maske çıkarılacağı için mesafe en az 1 metre olacak şekilde oturma ve/veya yeme-içme düzenlemesi yapılmalıdır.

Yemek öncesinde ve sonrasında ellerin su ve sabun ile en az 20 saniye boyunca yıkanması ve tek kullanımlık havlu ile ellerin kurulanması gibi kişisel hijyen kurallarının uygulanmasına imkan veren düzenlemeler yapılmalıdır. Baharat, kürdan, tuz, kaşık, çatal, bıçak, bardak vb. malzemelerin tek kullanımlık olacak şekilde sunulması sağlanmalıdır. Yemek hazırlanması ve dağıtımı sırasında kişisel hijyen kurallarına uyulmalı ve maske takılmalıdır” ifadeleri kaydedildi.

Deniz turizmi tesisleri deniz turizmi tesislerinde faaliyetlerin güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla, “Deniz turizmi tesislerinde misafirlerin tesis alanlarına maskeli olarak girmeleri ve tesis içerisinde maskeli olmaları sağlanmalıdır.

Yatçı kabul alanları ve yatçıların bir arada bulunmalarını sağlayan sosyal tesisler, dinlenme salonları, satış üniteleri, tüm açık alan düzenlemeleri, toplantı salonları, eğlence mekanları, akaryakıt istasyonları, emanet ve malzeme depolarının bulunduğu alanlar, açık spor alanları, havuz çevresi ve kıyıda bulunan gölgelikler/şezlong gurupları, çamaşır yıkama ve kuru temizleme hizmet alanları, yat çekek alanı, bakım onarım üniteleri, duş ve tuvalet alanları dahil tüm genel kullanım alanları sosyal mesafe planına uygun olarak düzenlenir ve gerekli hijyen kurallarına uyulur; bu alanlarda sosyal mesafeye ilişkin gerekli önlemler alınır, işaretlemeler yapılır ve plana uygun kapasiteden fazla misafir kabul edilmez.

Bu alanlarda, Sağlık Bakanlığı tarafından benzer sektörler için yayınlanmış COVID-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi kurallarına uyulur. Hamam, sauna, masaj üniteleri gibi SPA üniteleri Sağlıklı Turizm Sertifikası bulunmayan tesislerde hizmete açılmaz. Hamam, sauna, masaj üniteleri gibi SPA üniteleri İçişleri Bakanlığınca COVID-19 kapsamında normalleşme sürecine ilişkin belirlenen usul ve esaslar uyarınca faaliyette bulunur. Deniz turizmi tesisleri bünyesinde yer alan mini kulüplerin hizmete açılması halinde, ilgili mevzuatta belirtilen kreşler için Bakanlığımızın 2020/9 Sıra Sayılı Genelgesinde belirlenen kurallara göre hizmet verebilir” denildi.

Deniz turizmi araçları

Deniz turizmi araçlarına yönelik önlemlerin yer aldığı genelgede, “Ticari yatların faaliyetlerine ilişkin olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Koronavirüs Normalleşme Sürecine İlişkin Belirlenen Tedbirlere uyulur.

Özel deniz turizmi araçları ise sosyal mesafe planına uygun olarak mevcut kapasiteleri ile faaliyette bulunurlar. Misafirlerden tur sonunda konaklama tesisinde kalınması halinde buna ilişkin bilgiler alınır. Dalabilir deniz turizmi araçlarındaki oturma düzeni, sosyal mesafe kurallarına göre belirlenir ve kapasitesinin en fazla yarısı kadar misafir kabulü yapılır.

Günübirlik gezi tekneleri ve yüzer deniz turizmi araçlarının oturma/bekleme/yeme-içme düzenlemeleri ile gölgelikler/şezlong gurupları gibi tüm genel kullanım alanları sosyal mesafe planına uygun olarak düzenlenir, sosyal mesafeye ilişkin gerekli önlemler alınır, işaretlemeler yapılır, bu plana uygun sayıda ve en fazla kapasitesinin yarısı kadar misafir kabul edilir ve kapasite bilgisi işletme girişinde görülebilir bir yere asılır. Oturma ve güneşlenme alanları arasında en az 1 metre mesafe olacak şekilde düzenleme yapılmalıdır. Oturma düzeni yüz yüze olmamalı, çapraz oturma tercih edilmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Turizm amaçlı sportif faaliyetler turistler için organize edilen turizm faaliyetlerine konu spor türleri gibi turizm amaçlı sportif faaliyetlerin güvenli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla alınması gereken tedbirler de genelgede yer aldı. İrtibat büroları ve araç girişlerinde, misafirlerin temassız ateş ölçümü uygulamaları ve el dezenfeksiyon imkanı ile karşılanması gerektiği kaydedilerek, “Turizm amaçlı sportif faaliyette kullanılan her türlü motorlu veya motorsuz aracın kullanımında, sosyal mesafe kuralları sağlanmak koşuluyla ve en fazla kapasitenin yarısı kadar misafir kabulü yapılır.

Sosyal mesafenin korunmasının mümkün olmadığı faaliyetler tek kişi ile yapılır. Birlikte seyahat eden ve tek rezervasyonla gelen veya aynı aileden olan misafirlerin turizm amaçlı sportif faaliyette bulunmaları halinde birbirleri ile sosyal mesafe şartı aranmaz. Aracın ve faaliyette kullanılan her türlü malzeme ve ekipmanın her kullanımından önce, irtibat bürolarının ise sık aralıklarla tam dezenfeksiyonu sağlanır.

Ayrıca, ilgili federasyonlarca belirlenen hijyen kurallarına uyulur. Turizm amaçlı su altı ve su üstü sportif faaliyetlerinde kullanılan tüp, denge yeleği, can yeleği ve benzeri ekipmanların faaliyet süresince sadece bir kişi tarafından kullanılması ve yeni faaliyet öncesinde tamamen dezenfekte edilmeden bir başkası tarafından tekrar kullanılmaması sağlanır.

Özellikle el ve yüze temas eden ekipmanların detaylı dezenfeksiyonu yapılır. Kano, yelken, katamaran, sürat teknesi, banana, deniz bisikleti, ringo, jet ski, atv, jeep ve paraşüt gibi araç ve ekipmanlarla yapılan faaliyetlerde birlikte seyahat eden ve tek rezervasyonla gelen veya aynı aileden olan misafirler arasında sosyal mesafe kuralları uygulanmaz” açıklamasında bulunuldu.

Neşra Durmaz

Arabulucu avukatlardan SİDER Başkanı Şükran Yılmaz’a ziyaret Arabulucu avukatlardan SİDER Başkanı Şükran Yılmaz’a ziyaret

Dicle Arabuluculuk Tahkim Eğitim Ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan avukat arabulucular, Sur İşadamları Derneği (SİDER) Başkanı Şükran Yılmaz’ı ziyaret ederek, pandemi sürecinde ve sonrasında yaşananlar hakkında bilgi paylaşımında bulundu.

Diyarbakır’da Sadık Başar Gür, Muhammed Polat İçten ve Ferhat Akar gibi avukatlardan oluşan ve görevlerini layıkıyla yerine getiren Dicle Arabuluculuk Tahkim Eğitim Ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Yönetim Kurulu üyeleri SİDER Başkanı Şükran Yılmaz’ı ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi alışverişinde bulunarak, pandemi sürecinde yaşananlarla ilgili konuştu.

 Dicle Arabuluculuk Tahkim Eğitim Ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Av. Arb. Sadık Başar Gür ziyaretle alakalı konuşarak SİDER Başkanı Şükran Yılmaz’a teşekkür ederek, “Öncelikle bizi kırmayıp ziyaret talebimizi kabul eden sayın Başkanımıza teşekkür ediyorum. Ziyaret esnasında yaptığı çalışmalarımızı anlattık” dedi.

“ARABULUCULUK ÇÖZÜM İMKANI SUNMAKTADIR”

Arabuluculuk çalışmaları hakkında da bilgi aktaran Gür, “7226 sayılı yasanın geçici 1.maddesi ile adli ve idari yargı ile icra takiplerinde süreler 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuş, 30.04.2020 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile de bu süreler 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) da sürelerin durmasına paralel olarak, ülke çapında salgın riskine karşı alınan tedbirler kapsamında duruşmaların ertelenmesine karar vermiştir. Salgın dönemi, halihazırda yoğun ve ağır işleyen yargılama süreçlerini daha da işleyemez hale getirmiştir. Salgın ile ilgili belirsizlik devam etmektedir. 15 Haziran sonrasına ertelenmiş olan duruşmaların dahi görülüp görülmeyeceği bilinmemektedir. Dünyayı etkisi altına alan bu olumsuz durum karşısında adalete erişim bütün dünyada alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri ile sağlanmaya başlamıştır. Ülkemizde yasal mevzuat da arabuluculuk kurumu ile taraflar için çözüm imkanı sunmaktadır. 01.01.2018 tarihinden itibaren iş uyuşmazlıklarında, 01.01.2019 tarihinden itibaren de ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olarak kabul edilmiştir” dedi.

“PANDEMİ SÜRECİNDE UYUŞMAZLIKLAR ARTTI”

 Pandemi sürecinde uyuşmazlıkların artış gösterdiğini de sözlerine ekleyen Gür, “Geldiğimiz noktada özellikle pandemi sürecinde artan kira uyuşmazlıkları, inşaat uyuşmazlıkları, özel eğitim sözleşmelerinden kaynaklı uyuşmazlıklar, tüketici uyuşmazlıkları gibi uyuşmazlıklarda büyük bir artış olmuştur. Bunlar, tarafların müzakere eğitimi almış arabulucularla kendi çözümlerine ulaşabilecekleri uyuşmazlıklardır. Bu uyuşmazlıklarla ilgili ilgililer bugün dava açmaya kalksalar bile, ilk duruşmanın 2021 yılından önce görülmesi mevcut durumda mümkün görülmemektedir. Bir de üstüne ülkemizdeki uzun ve masraflı yargılama sürecinin eklendiğini düşünürsek davanın taraflarını yüksek yargılama giderleri ve uzun yargılama süreci sonunda belirsiz bir sonuç beklemektedir.




Örneğin İçişleri Bakanlığı’nın 16 Mart 2020 tarihli Koronavirüs Tedbirleri konulu Ek Genelgesi ile (umuma açık istirahat ve eğlence yerleri olarak faaliyet gösteren) birçok işletmenin faaliyetlerinin geçici süreyle durdurulması üzerine, kapalı olan bir iş yeri kirasının dönem koşullarına uyarlanması için kiracının açacağı “kira uyarlama davası” için “öngörülen süre” 361 gündür ancak yargının pandemi nedeniyle artan iş yükü düşünüldüğünde en iyi ihtimalle 2 yıldan önce sonuçlanmayacağı için bu dava beklenen faydayı vermeyecektir. Yine benzer nedenlerle kira geliri elde eden mülk sahiplerinin kiralarını alamamasından kaynaklı uyuşmazlıklar da söz konusu. Mülk sahipleri de hali hazırda dava veya icra kanalı ile alacaklarına kavuşamaz durumdalar. Burada taraflar bir arabulucuya başvurarak herkesin menfaatine olacak bir anlaşmaya varabilirler. Arabuluculukta dava harcı, gider avansı, keşif, bilirkişi, tanık ve posta giderleri gibi masraflar yoktur. Arabuluculuk süreci gizlidir ve bu gizlilik yasal güvence altındadır.

 Arabuluculuk bir yargılama süreci olmadığı için taraflar, gizlilik ilkesinin verdiği rahatlıkla her şeyi konuşup müzakere edebilirler, mahkemede hakimin vermeyeceği bir karara imza atabilirler. En önemlisi de tarafların arabulucu ile birlikte imzaladığı anlaşma belgesi mahkeme kararı hükmündedir” diye konuştu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren SİDER Başkanı Şükran Yılmaz ise, “Bizlerde ziyaretten dolayı çok memnun olduk. Ülkemizin içerisinde bulunduğu korona virüs hastalığından dolayı maalesefki ekonomik anlamda sıkıntı yaşadık bu süreçte çek ve senet tahsilatını gerçekleştiremedik. Bu arabuluculuk merkezi sayesinde en azından mahkeme ile uğraşmayacağız. Dicle Arabuluculuk Tahkim Eğitim Ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi Yönetim Kurulu üyelerine yaptıkları ziyaretten dolayı teşekkür ediyoruz” dedi.

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Cumhurbaşkanı Erdoğan sınır hattı ve ötesindeki birlik komutanlarına hitap etti Cumhurbaşkanı Erdoğan sınır hattı ve ötesindeki birlik komutanlarına hitap etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK komuta kademesinin sınır bölgesinde gerçekleştirdikleri toplantıya telefona katılarak, sınır hattı ve ötesindeki birlik komutanlarına hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizleri tebrik etmek, kutlamak terörle mücadelede ortaya koyduğunuz performansı milletim adına alkışlamak bir görevimdir. Daha ileri gidiyorum, şu anda gerek Irak’ın kuzeyindeki, Barış Pınarı Harekatı’ndaki, bunun yanında İdlib’deki gelişmeler şu anda son duruma baktığımız zaman Libya’daki eğiticilerimiz, onların oradaki performansı, Libyalı kardeşlerine verdikleri destek ile bu mücadelede gelinen nokta hakikaten bir dayanışmanın, ortaya koyduğumuz performansın ne denli üst düzeyde olduğunu göstermiştir” dedi.

Milli Savunma Bakanı Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ile sınır bölgesindeki birliklerde yaptığı denetleme ve incelemelerine devam ediyor.

İnceleme ve ziyaretleri kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı İleri Müşterek Harekat Merkezi’ni ziyaret eden Akar ve TSK komuta kademesi burada sınırda ve sınır ötesinde görevli birliklerin komutanları ile toplantı yaptı. Yüz yüze ve videokonferans yöntemi ile gerçekleştirilen toplantıda sahadaki son duruma ilişkin bilgi alındı, talimatlar verildi.

Toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan da telefonla birlik komutanlarına hitap ederek şunları dedi:

“Sizleri tebrik etmek, kutlamak terörle mücadelede ortaya koyduğunuz performansı milletim adına alkışlamak benim bir görevimdir. Daha ileri gidiyorum, şu anda gerek Irak’ın kuzeyindeki, Barış Pınarı Harekatı’ndaki, bunun yanında İdlib’deki gelişmeler şu anda son duruma baktığımız zaman Libya’daki eğiticilerimiz, onların oradaki performansı, Libyalı kardeşlerine verdikleri destek ile bu mücadelede gelinen nokta hakikaten bir dayanışmanın, ortaya koyduğumuz performansın ne denli üst düzeyde olduğunu göstermiştir.
Onun için sizleri şahsım, milletim adına en kalbi duygularla tebrik ediyor, kutluyorum. Bu birliğimiz, beraberliğimiz, dayanışmamız inanıyorum ki dünyayı ülkemize karşı hayran bırakacak, NATO içindeki durumumuzu çok daha güçlü hale getirecektir. Şu anda yapmakta olduğunuz ziyaretin hayırlara vesile olmasını, oradaki görüşmelerin inşallah çok daha isabetli kararların alınmasına vesile olmasını diliyorum, sizleri tebrik ediyorum. Sağ olun, var olun.”

Bakan Akar ise, “Birliklerimiz yüksek moral ve motivasyonla emirleriniz ve talimatlarınız doğrultusunda azim ve kararlılıkla görevlerini sürdürmektedir. Şahsım ve komutan arkadaşlarım adına, buradaki Ordu, Kolordu, Tümen ve Tugay komutanı arkadaşlarımın adına desteklerinizden dolayı saygılarımızı, şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır Mozaik Okulları anaokulu iki buçuk ay sonra kapılarını açtı Diyarbakır Mozaik Okulları anaokulu iki buçuk ay sonra kapılarını açtı

Diyarbakır Mozaik Okulları Maarif Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Merdoğlu, okulların korona virüs ile mücadele döneminde kapandığını, normalleşme süreci ile birlikte anaokulu ve okul öncesi yaş grubu sınıflarının tekrar açıldığını söyledi.

Merdoğlu, okullarında gerekli tüm tedbirleri alıp hijyen kurallarına da uyarak anaokulu ile okul öncesi eğitimlerine tekrar başladıklarını ifade etti. Normalleşme döneminde sosyal mesafe, hijyen ve maske gibi yeni kuralların, okul öncesi gruplarda uygulanması için bir dizi önlemler aldıklarını aktaran Merdoğlu, “Tüm okulu dezenfekte ettik. Milli Eğitim Bakanlığının okullarda alınması gereken temizlik ve sağlık tedbirlerinin belirlendiği genelgeye tam anlamıyla uyduk. Minik öğrencilerimizin sağlıklı bir eğitim almalarını sağlamak bizim asıl görevimizdir” dedi.

Öğrencilerin ateşleri ölçülüp elleri dezenfekte ediliyor

Okulun ilk gününde 3’te bir oranında katılım olduğunu aktaran Merdoğlu, “Korona virüs salgın nedeniyle velilerimiz temkinli davranıyorlar, haklılar. Öğrencilerin 3’te birine yakını okula gelerek yüz yüze eğitime katılım sağladı. Önümüzdeki günlerde bu sayının artmasını öngörüyoruz. Minik öğrencilerimizi servisten teslim alırken ateşlerinin ölçüyoruz. Daha sonra ellerini dezenfekte edip maskelerini sıklıkla değiştiriyoruz. Sosyal mesafeyi korumak için öğrencileri tek tek içeri alıyoruz. Yemekhane masalarını sosyal mesafeye göre dizayn ettik ve ürünleri tek kullanımlık yaptık. Asıl amacımız öğrencilerimizin bireysel ve grup oyunları ile oyun tasarımı yapabilmesi, oyun kurabilmesi, kurulan oyuna dahil olması ve başladığı oyunu sürdürme kazanımları elde etmesidir.

Okulumuzda algılayabilme, dikkat toplama, el-göz koordinasyonu, kalem tutma becerisi geliştirme, nesneler arasında ilişki kurabilme, gruplama, sıralama, eksik tamamlama ve karşılaştırma yapabilme gibi etkinlikleri uyguluyoruz. Okul öncesi dönemde kendine güvenme, sorumluluk alma, sorumluluklarını yerine getirme, bir göreve başlama, görevi tamamlama, takım çalışması, yalan söylememe, nezaket kelimelerini kullanma gibi değerlerin kazandırılması, öğrencinin tüm yaşamı boyunca geliştireceği becerileri de beraberinde getirmektedir.

Oyun hamuru ve killerle ürün oluşturan çocuğun el-göz koordinasyonu artırılarak ince motor kaslarının gelişimi sağlayıp bireysel becerileri ile öğrencinin hayal gücü ve öz saygısı da gelişiyor” diye konuştu.

Normalleşme başladı vatandaşlar paçacılara akın etti Normalleşme başladı vatandaşlar paçacılara akın etti

Korona virüs tedbirleri kapsamında kapatılan restoran, kafe ve kıraathaneler, yeni normalleşme dönemi kapsamında tekrar kapılarını açtı.

Vatandaşlar en çok bağışıklık sistemini güçlendirmesi ile bilinen paçacılara akın etti.

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs tedbirleri kapsamında restoran, kafe ve kıraathaneler kapatılmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklaması ve İçişleri Bakanlığının genelgesi ile birlikte yeni normalleşme süreci kapsamında kafe, restoran ve kıraathaneler 1 Hazirandan itibaren kapılarını tekrar açtı. Yeni normalleşme döneminde vatandaşlar en çok bağışıklık sistemini güçlendirmesi ile bilinen paçacılara akın etti.

Diyarbakır’da 1960’tan bugüne hizmet veren Paçacı Fazıl Usta, gerekli tüm önlemleri alıp hijyen kuralına uyarak kapılarını tekrar müşterilerine açtı. Kayapınar ilçesinde bulunan Paçacı Fazıl Usta işletmecisi Fazıl Onur, gerekli tüm hazırlıkları yaptıklarını ve yeni normalleşme sürecine uygun bir şekilde hizmet verdiklerini söyledi. Onur, “1 Haziran tarihi itibariyle, yeni dönemde, bulaşıcı hastalığa karşı tüm sağlık ve hijyen tedbirlerini alarak çalışmalarımıza başladık. İşletmemizde, sosyal mesafe, temizlik ve hijyen kurallarına azami ölçüde riayet ediyoruz.




Her sabah bütün personellerimiz işe başlamadan önce, uyulması gereken kurallara harfiyen uyuyor. Misafirlerimize, işletmelerimize girişte temassız ateş ölçümü uygulanacak. 38 dereceden yüksek ateşi olan misafirlerimiz İşletmemize alınmayarak, sağlık kuruluşuna başvurması sağlanacak. Tesisimizin girişlerinde el antiseptiği olacak ve misafirlerimiz, ellerini antiseptikle temizledikten sonra giriş yapacaklar. Maskesiz olanlar içeri alınmayacak. Yanında yoksa biz kendisine maske vereceğiz. Servis yapılan masalar arası mesafe, her yönden 1 buçuk metre olacak şekilde düzenlendi. Her masada el antiseptiği veya kolonya var.


Mümkün olduğunca, temassız ödeme alınacak, temaslı post cihazı kullanılması halinde, her kullanımdan sonra cihazın silinerek temizlik ve dezenfeksiyonu yapılacak. Bunun yanı sıra, İşletmelerimizde çalışan arkadaşlarımızın düzenli sağlık kontrolü yapılacak. Ayrıca, personellerimize korona virüs konusunda ve hijyen ile ilgili yapılması gereken bütün eğitim ve bilgilendirmeyi yaptık. Çalışanlarımız işletmeye girişlerinde temassız ateş ölçümü yapılacak. İşletmemize gelen herkese, aynı kurallar uygulanacak” dedi.

Paçanın lezzet ve şifa deposu olduğuna dikkati çeken Fazıl Onur, şunları söyledi:

“Paça, şifalı antibiyotikler içerir. Paça çorbası ve kemik suyundan yaptığımız kelle paça, vücudumuzu ayakta tutan kök hücre ve kolajen maddesi içerir. Kelle paça çorbası, oldukça sağlıklı bir besindir. Antibiyotik etkisi olduğu ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığa faydalı olduğu biliniyor. Özellikle paça, kibe mumbar ve şırdanımız revaçta.





Aldığımız siparişlerimizi, özel muhafazalı kaplarımıza koyup gönderiyoruz. Hem damak zevkine hitap ediyor hem de sağlıklı ürünler sunuyoruz. Bizler, senelerden beridir yaptığımız gibi, lezzet ve şifa deposu leziz ürünlerimizi üretip, misafirlerimizin beğenisine sunmaya devam edeceğiz.”


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler